Ara

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Okulların açılmasına 39 gün! (Lise tavsiyeleri)

1- Sınıfa girdiğinizde orta sıralara oturun. Sırada oturan başka birisi var ise izin isteyin.
2- Lise 2-3 lerle takılmayın. Lise 4 tekiler lisenin en olgun öğrencileri olduğu için size dost muamelesi yapacaktır.
3- Kızlarla iyi geçinin.
4- El şakaları yapanlara tepkini koyun. [devamı gelir. (Herkes bu konuda uyarıyor.)]
5- Kimseyle gereksiz yere kavga etmeyin çıkışta toplanır gelirler. (özellikle de 2-3'ler.)
6- Kendi yaşıtlarınızla takılın.
7- İlk gün teneffüse çıkmayın. Sizinle tanışmak isteyenler olacaktır.
8- Kimseye dik dik bakmayın.
9- Yapılan esprilere kahkaha atmayın. (Gülümseyin sadece.)
10- Fazla paranızın olduğunu belli etmeyin (özellikle de yatılı lisede.)
11- Öğretmenler sizle tanışmak için ayağa kaldırabilir. Takılmadan daha önce ne konuşacağınızı tasarlayarak konuşun. Fazla özele girmeyin)
12- Öğretmen sizden birşey istediği zaman yapmam ya da kaş göz işareti yapmayın.
13- Kendinizi küçük düşürecek hareketlerden kaçının.
14- Utangaç olmayın.
15- ''Sıra arkadaşlarınız ileride sizin en iyi dostlarınız olacaktır.''
16- Gözlem yapın. Cıvık davranmayın.
17- Oturduğunuz sıranın yakınlarında başkaları var ise 'merhaba' diyin.
18- Kimseye el kol şakası yapmayın.
19- Kızlara ayrı erkeklere ayrı muamele yapmayın. Adınız çıkabilir.
20- Her tuzum var diyene koşmayın. Siz hıyar değilsiniz. Gelen aşk tekliflerini red etmesini bilin.
21- Sosyal aktivatelere katılın.
22- Okuyacağınız lisenin Facebook Twitter gibi öğrenci sayfalarına girin. Ve sizin gibi 9. sınıf okuyacaklarla tanışın.
23- Bir düşüncede tavrınızı koyun.
24- Özenti olmayın.
25- Dedikodu yapmayın.
26- Herkesle iyi olun ama herkesle dost olmayın.
27- Muhattap olunacak arkadaşları bilin.
28- Günde 1 saat tekrar yapın.
29- Kimsenin kalbini incitmeyin. Sonuçta 4 yıl aynı sınıfta okuyacaksınız.
30- Eve mümkünse ilk gün 2-3 arkadaş beraber gidin.
31- Kendiniz olun.
32-Ne ezin, ne de ezilin.
Ben de 9. sınıfa geçtim zamanında ve abartılacak birşey yok. 

30 Mayıs 2017 Salı

Ramazan geldiii,HOŞ GELDİİ :)

Ramazan ayı nedir?

Ramazan ayı, ay takvimine (aya göre hesaplanan) göre, dokuzuncu ayın adıdır.
Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü kutsal kitabımız Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Kur'an'da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen "kadir gecesi" yine bu ay içinde kutlanır. Ayrıca İslam'ın temel ibadetlerinden olanoruç da bu ayda tutulur. Bu nedenle Ramazan ayı, Müslümanlar için en kutsal aydır ve ona "on bir ayın sultanı" denilmiştir.

Ramazan da Kur’an-ı Kerimin yeri

Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden birisi, Kutsal kitabımız olan Kur’an’ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Allah Kur’an’da ” Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ın indiği aydır. “(Bakara suresi, ayet 185) buyurmuştur. Kur’an’, Allah tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur’an insan için hayati değer taşır. Kur’an okumak bir ibadettir.
Peygamberimiz Allah’ın bildirdiği görev ve sorumluluklarımızı sıkça hatırlamamız için Kur’an’ı çok okumayı teşvik etmiştir. Müslümanlar, ramazan ayında Kur’an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur’an’dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur’an’ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna hatim denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir.
Kur’anıkerim, ramazan ayının Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Kadir gecesi ramazan ayının 27. gecesi olarak bilinir. Yüce Allah Kadir Gecesi’nin “Bin aydan daha hayırlı” olduğunu haber vermiştir. Peygamberimiz de “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari) buyurarak, bu gecenin önemini belirtmiştir.
RAMAZAN'DA SAHURA KALKMADAN ORUÇ TUTULUR MU?
Günlerin uzun olması ve yorucu iş hayatı nedeniyle Ramazan'da Oruç tutanlar "sahura kalkmadan" oruç tutulurmu sorusunu sormaya başladılar. Diyanet yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi: "Sahura kalkmamak 'günah' değil. Ama sahur'a kalkmak ve sahur yapmak çok büyük sevap" denildi. Sahur'da bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmanın iyi olacağı söyleniyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
 
"Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam ederler. Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua eder."

18 Mayıs 2017 Perşembe

Kitap okumayı neden sevmeliyiz?

Ülkemizde kitap okuma oranı çok düşük peki ya neden?

Türkiye olarak milletçe kitap okuma konusunda sıkıntılarımız var. Bunun birçok sebebi bulunuyor, buna daha sonra değineceğim. Ülkeler arasında yapılan istatistiklerde kitap okuma oranlarında çok gerideyiz. Yıllık kitap okuma ortalamalarını kısaca hatırlarsak;
  • Bir Japon 25 kitap
  • Bir İsviçreli 10 kitap
  • Bir Fransız 7 kitap
  • Türkiye’de ise 6 kişi 1 kitap okuyor.
Kitap okumak bence insanı gerçek dünyadan uzaklaştıran bir şey. Ne yazık ki çoğu insan bunun farkına varamıyor.

Okumayan bir insanın günlük kelime haznesi 200 civarı deniliyor. Yani bu insan 200 farklı kelimeyle gününü geçirebiliyor ve bundan rahatsız olmuyor. Bazılarına dikkat edin, cümle kurarken bile zorlanır, hep aynı kelimeleri tekrar eder vs. Kelime haznemizi geliştirmek için mutlaka kitap okumamız lazım. Aksi takdirde güdük bir Türkçe’yle hayatımızı idame ettirmeye devam ederiz

Aslında sözün kısası kitap okumayı sevmiyoruz. Kitabın bize neler kazandıracağının farkında değiliz. Kitap okumayı kahvaltı yapmak, işe gitmek, araba sürmek gibi günlük rutin olarak yaptığımız işler gibi görmediğimiz sürece ve kitap okumanın insana verdiği hazzı tatmadığımız sürece  ne söylesek, ne kadar yazsak boş. Bunu başarabilen ve bu tadı alan insan ömrü boyunca kitaplardan ayrılmaz zaten.

Bilgiye ulaşmanın en sağlıklı yolu kitap okumaktır.Ancak öyle öğrenebilirsin.



PEKİ YA KİTAP OKUMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Kitap okumak insanoğlunun kişisel gelişimini elde eden mühim etkenlerden biridir. İnsanın fikir yapısını, hayal dünyasını geliştirir; sözcük dağarcığını arttırır, insana informasyon ve birikim kazandırır. Okumak, kişiyi öğrenmeye götürmüş olan en başlı informasyon deposudur. İnsan için en kolay ve en etkili öğrenme yolu kitap okumaktır. Gelişmiş ülke toplumları, haiz oldukları bilgilerin % 55’ ini kitap okuma kanalıyla kazanmıştır. Gelişmemiş ülkelerin çoğunun karşılaştıkları sorunların temelinde ise eğitimsizlik ve kitap okumamak yatar. Gelişmemiş ülkelerde yaşam devam eden kişiler, kitap okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğu zaman kendilerine yarar sağlamayan işlerle harcamaktadırlar.
Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi bir geleceğe doğru koşan insanoğlu olacaktır. Kendisini yetiştirmiş, okuyan fertlerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın imtihan hazırlığına da katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını oldukça iyi değerlendirebilen öğrenciler öteki öğrencilere göre oldukça daha başarıya ulaşmış olmaktadırlar.
Kitaplar yardımıyla kimi zaman uçan bir halıya biner, bilmediğimiz diyarlara seyahat ederiz; yeni arkadaşlıklar kurar, kimi zaman hüzünlerimizi kimi zaman neşemizi bu yeni arkadaşlarla paylaşır, asla tanımadığımız evlere konuk oluruz. Tarihin sayfalarında koşar adım dolaşır; destanlara, trajedilere tanıklık ederiz. Geçmişin elem verici vakalarını değiştirmeye gücümüz yetmese de geleceğimizi kitaplardan edindiğimiz tecrübelerle inşa ederiz.
Bunların hepsini yapmak kitaplarla, okumayla olur. Ancak Türk milleti olarak nedense okumuyoruz. Yapılan araştırmalar bu gerçeği fazlaca çarpıcı bir halde ortaya koyuyor. Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, bir İsveçli yılda 10 kitap okuyor, bir Fransız yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor.

Kitap okumanın önemi bilmemize rağmen, neden az kitap okuyoruz?


Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 senesinde yaptırdığı bir ankete gore insanımızın okumama sebepleri oran olarak şöyledir:

  1. Kitap okuma alışkanlığının olmaması: % 50,2
  2. Yeterince vakit bulunamaması: % 16,6
  3. Boş zamanlarında yoğun olması: % 10,6
  4. Tv, video ve beyaz perdenin tercih edilmesi: % 10,5
  5. Kitap fiyatlarının yüksek olması: % 4,6
  6. Dersleri sebebiyle okuyamama: % Ü,4
  7. Diğer sebepler: % 1,9
  8. Cevap yok: % 2,27 7
Hâlbuki informasyon çağı içerisindeyken, eğer Türk toplumu dünya üstünde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. Ancak bu tarz şeyleri gerçekleştirdiği süre gelişecek, çağdaşlaşacak ve yeryüzünde yine ecdadına lâyık olduğu yeri alacaktır.
Şimdi, eğer yaradılış nedenini bilmek, üç boyutlu dünyanın dördüncü boyutunu görmek, madde âleminden sıyrılıp içsel âleme ulaşmak; iyiliği, güzelliği, doğruluğu keşfetmek istiyorsan okumalısın.Karanlığın ürkütücülüğünden, ayazından kurtulup aydınlığın içini serinleten sahillerinde yürümek istiyorsan okumalısın.
Kitap okumak insanı dertten,sıkıntıdan,her şeyden bir anlık olsa bile unutturur.Kitap okurken kendini kitaptaki karakterin yerine koyarsın sanki bir anda o olursun. En kötüsü ise kitap bitince etkisinde kalırsın.. Dersinki keşke kitabın devamı olsa.. Hatta o kadar çok seversin ki başkası okusun diye vermezsin bile.
KİTAP OKUMAYI SEVMELİYİZ..



14 Mayıs 2017 Pazar

ANNELER GÜNÜ NEREDEN ÇIKTI? ANNELER GÜNÜ TARİHÇESİ
Tarihteki ilk anneler günü kutlamaları, antik Yunan’da, tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarına dayandırılabilir. 1600’lerin İngiltere’sinde “Anneler Pazarı” kutlanırdı.

“Lent” adı verilen ve Paskalya’nın 40 gün öncesinden başlayan sürecin dördüncü pazarında kutlanılan “Anneler Pazarı” ile, bütün İngiliz anneler onurlandırılırdı.

O zamanlar yoksul İngilizlerin çoğu, varlıklı ailelerin yanında hizmetçilik yapmaktaydı. Çalıştıkları evler çoğunlukla kendi evlerinin çok uzağında kaldığından, hizmetçilerin işverenlerinin yanında yaşamasına izin verilirdi. “Anneler Pazarı”nda hizmetçilere izin verilir, evlerine gidip günü annelerinin yanında geçirmeleri teşvik edilirdi.

“Anneler Pastası” denilen özel bir pasta, bu kutlamayı daha da özel kılardı.


Hıristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasıyla kutlama biçim değiştirerek “Kilise Ana” kutlamasına dönüştü. Kendilerine hayat veren ve kötülüklerden koruyan gücün “Kilise Ana” olduğuna inanılırdı. Zamanla kilise festivali ile “Anneler Pazarı” kutlamaları karıştı ve insanlar, kiliseyle birlikte annelerine de şükranlarını sunar oldular.
BARIŞA ADANAN BİR GÜN
ABD’de Anneler Günü ilk defa 1872’de Julia Ward Howe tarafından, barışa adanan bir gün olarak önerildi. Bayan Howe her yıl Boston’da Anneler Günü kutlamaları organize etti.

1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis adında bir kadın, ulusal bir Anneler Günü için kampanya başlattı. Bayan Jarvis, West Virginia eyaletinde annesinin bağlı olduğu kiliseyi, annesinin vefatının ikinci yıldönümü olan mayısın ikinci pazarında, Anneler Günü’nü kutlamaya ikna etti. Ertesi yıl Anneler Günü, bütün Philadelphia’da kutlanmaya başladı.
1914’TE RESMİ AÇIKLAMA GELDİ
Bayan Jarvis ve onu destekleyenler bakanlara, iş adamlarına ve politikacılara, ulusal bir Anneler Günü ilan edilmesi için dilekçeler yazmaya başladılar. 1911’de arzuları gerçekleşti ve Anneler Günü tüm eyaletlerde kutlanır oldu. Başkan Woodrow Wilson, 1914’te resmi bir açıklama ile Anneler Günü’nü ulusal tatil ilan etti. Böylece Anneler Günü’nün, her yıl mayısın ikinci pazarında kutlanmasına karar verilmiş oldu.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde Anneler Günü’nün farklı tarihlerde kutlanmasına karşın, Danimarka, Finlandiya, İtalya, Türkiye, Avustralya ve Belçika’da Anneler Günü mayıs ayının ikinci pazarında kutlanmaktadır.





ZAMANLA ANNELER GÜNÜ BİR ÇOK ÜLKEYE YAYILDI.ANNELER GÜNÜ İLE BİR ÇOK ŞİİR YAZILDI BUNLARDAN BAZILARI;
ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!..

BUNA BENZER ŞİİRLER YAZILDI.
Anneler günü nedir ile ilgili görsel sonucu
ANNELER ÇOCUKLARI İÇİN HER ŞEYİ YAPAR. ONLAR NE PAHASINA OLSAN ÖLENE KADAR BİZİ KORUYAN BİZİ SEVEN BİZİ BÜYÜTEN BİR MELEKTİR. BÜTÜN ANNELERİN VE ANNE ADAYLARININ ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. :) 







     HEYY! PEKİ YA SEN BU ANNELER GÜNÜNDE ANNENE NE ALDIN?





ANNELER GÜNÜ ile ilgili görsel sonucu




13 Ocak 2017 Cuma

Sanalika Nedir?

Sanalika, Oyun Stüdyosu tarafından geliştirilmiş, sanal bir dünya üzerine kurulu büyük bir sosyal ağdır. Tamamen Türkçe olan Sanalika kullanıcılarına dünya’dan haberler sunabilmekte, kullanıcılarına çoklu oyun oynama imkanı sunabilmekte ve çeşitli sosyal etkinliklerle gerçek hayatta yapılabilecek pek çok şeyi bilgisayar başından yaşama şansı sunabilmketedir.




Sanalika’ya www.sanalika.com adresinden ya da facebook üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sanalika’da Klankk isimli Rock Bar’a gidebilir, Monitte’de house müzik dinleyebilir, Olimpost’a kendinizi doğaya bırakabilirsiniz. Kendi evinizi satın alıp dilediğiniz gibi dekore edebilir ve arkadaşlarınızı evinize davet edebilirsiniz. Sürekli olarak devam eden konserlere katılabilir konser heyecanını bilgisayarınızdan yaşayabilirsiniz. Kendi karakterinizi oluşturup dilediğiniz gibi kendinizi ifade edebileceğiniz Sanalika’da sanat galerileride bulunmakta.

Sanalika güvenlik önlemleri


Sanalika oyunu tek başına oynanan bir oyun olmadığı için oyunda çeşitli güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyordu. Sanalikada aşağıdaki güvenlik önlemleri bulunmaktadır;
1. Otomatik Olumsuz içerik Filtresi
2. Şikayet Sistemi
3. Kullanıcı Engelleme
4. Online Editör Denetimi
5. Aile Koruma Programı
6. Cep Telefonu ile Üye Onayı
7. 18 yaş altı kullanıcılar için Ebeveyn Onayı
SANİL VE DİAMOND NEDİR?

Sanil ve diamond, Sanalika’da sunulan ürün ve hizmetlerden yararlanmanızı sağlayan Sanalika puanıdır.
Sanalika; dünyada olan bitenleri takip ederek, bunları kullanıcılarıyla paylaşan ve istenildiği gibi yaşanılmasına olanak sağlayan çok büyük bir sosyal ağdır.

Sanalika'da kendinizi istediğiniz tarzda ifade edebilir, özel ve çoklu oyuncularla oynanabilen oyunlar sayesinde eğlenceli vakit geçirebilir, farklı yaşam alanlarından olan insanlarla tanışabilir, Sanalika içinde bulunan çeşitli mekanlarda (bar, disko, sinema salonu, vb.) etkinliklere katılabilirsiniz. Sanalika, şu anda gerçek hayattaki aktivitelerinizi birebir yaşayabileceğiniz en detaylı sanal yaşam alanıdır. Bu özelliklerle Sanalika emsallerinden ayrılmakta ve size bambaşka bir sanal hayat deneyimi sunmaktadır.
Binlerce yeni arkadaşla tanışmaya, arkadaşlarınızla beraber eğlenceli çoklu sanal oyunlar oynamaya, bambaşka bir sanal dünyayı, Sanalika'yı keşfetmeye hazır mısınız?
sanalika ile ilgili görsel sonucu
YÖNETMENLİK MESLEĞİ
Yönetmenlik Mesleği Nedir?
Sanalika üzerinden videolar çekip bu mesleğe layık olan kişiler Sanalika'nın resmi yönetmeni olur. Bu mesleğe sahip olanlar Sanalika Medya Merkezi toplantı odasına girebilmektedir. Yönetmenlerin filmleri Fethiye Sineması'nda yayımlanır. Sanalika yönetmenleri özel kafa üstü klaket sembolünükullanabilirler, profillerinde ise yönetmen kartları bulunmaktadır. 
Nasıl Yönetmen Olabilirim? 
Belirli zamanlarda yönetmenlik seçimleri düzenlenir. Bu seçimlerde başvurunuz onaylanır ise Resmi Sanalika Yönetmeni olursunuz. Adaylık sürecinde yeni filmler çekerek kendinizi geliştirebilirsiniz.

Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?

Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 yönetmen bulunmalıdır. Oyun içerisinde ceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız yönetmen olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içerensözcükler paylaşmamalıyız.
Şuan Yönetmenlik Seçimi var mı?
Şuan yönetmenlik seçimi bulunmamaktadır.
Gazetecilik Mesleği
Gazetecilik Mesleği Nedir?
Sanalika hakkında gazeteler yazıp bu mesleğe layık olan kişiler Sanalika'nın resmi gazetecisi olur. Bu mesleğe sahip olanlar Sanalika Medya Merkezi toplantı odasına girebilmektedir. Gazetecilerin gazeteleri 1. Cadde'de bulunan Tahsin Ağabey'de yayımlanır. Sanalika gazetecileri özel kafa üstü gazeteci sembolünü kullanabilirler, profillerinde ise gazeteci kartları bulunmaktadır. 
Nasıl Gazeteci Olabilirim? 
Belirli zamanlarda gazetecilik seçimleri düzenlenir. Bu seçimlerde başvurunuz onaylanır ise Resmi Sanalika Gazetecisi olursunuz. Adaylık sürecinde yeni gazeteler yazarak kendinizi geliştirebilirsiniz.
Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?
Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 gazeteci bulunmalıdır. Oyun içerisinde ceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız gazeteci olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içeren sözcükler paylaşmamalıyız.
Şuan Gazetecilik Seçimi var mı?
Şuan gazetecilik seçimi bulunmamaktadır.
Sanatçılık Mesleği
Sanatçılık Mesleği Nedir?
Sanalika hakkında resimler çizip bu mesleğe layık olan kişiler Sanalika'nın resmi sanatçısı olur. Bu mesleğe sahip olanlar eğer açılırsa Sanalika Kültür Merkezi toplantı odasına girebilecektir. Sanatçıların resimleri Belediye Binası'nda bulunan Sergi Salonu'nda yayımlanır. Sanalika sanatçıları özelkafa üstü palet sembolünü kullanabilirler, profillerinde ise sanatçı kartları bulunmaktadır. 
Nasıl Sanatçı Olabilirim? 
Belirli zamanlarda sanatçılık seçimleri düzenlenir. Bu seçimlerde başvurunuz onaylanır ise Resmi Sanalika Sanatçısı olursunuz. Adaylık sürecinde yeni resimler çizerek kendinizi geliştirebilirsiniz.
Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?
Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 sanatçı bulunmalıdır. Oyun içerisinde ceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız sanatçı olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içeren sözcükler paylaşmamalıyız.
Şuan Sanatçılık Seçimi var mı?
Şuan Sanatçılık seçimi bulunmamaktadır.
Süvarilik Mesleği
Süvarilik Mesleği Nedir?
Sanalika Süvarilerinin başlıca görevi Sanalika'da güvenliği sağlamaktır. Oyun kurallarına uymayan, argo ve rahatsız edici konuşan oyuncuları uyarır ve gerekiyorsa cezalandırabilirler. Süvarilerin profillerinde süvari kartı bulunmaktadır. 
Nasıl Süvari Olabilirim? 
Belirli zamanlarda süvarilik seçimleri düzenlenir. Süvariler tamamen gönüllü ve daha iyi bir Sanalika isteyen Sanalikacılardan oluşur. Oyun içerisindeceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız süvari olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içeren sözcükler paylaşmamalıyız.
Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?
Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 süvari bulunmalıdır.
Şuan Süvarilik Seçimi var mı?
Şuan Süvarilik seçimi bulunmamaktadır.
Oyunculuk Mesleği Nedir? 
Yönetmenlerin filmlerinde oynamaları için seçtiği kişiler Sanalika'nın Resmi Oyuncusu olur. Bu mesleğe sahip olanlar Plato Adası'na girebilmektedir. Oyunculuk mesleği bir nevi Diamond Club üyeliği gibidir, süresi 6 aydır. Oyuncuların profillerinde oyuncu kartı bulunur.
Nasıl Oyuncu Olabilirim? 
Yönetmenlere kendinizi tanıtarak oyuncu olabilirsiniz. Eğer kendinizi tanıttığınız yönetmen sizden etkilenir ise sizi oyuncu olarak seçer. 
Şuan Oyuncu Alımları var mı?
Şuan oyuncu alımları bulunmamaktadır.





Acıklı bir hikaye..

Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları 
yazarken
gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana 
göre
değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman 
hep
ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak
istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen 
yazılı
satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış
diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak 
babamın
tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy 
okulunda
okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam
okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa
verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya 
oturmak
istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya 
oturdum.Hayatımı
adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi 
Altınay
idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi
gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım
notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik 
yaşımda
ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe 
onsuz
tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o 
bize
geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha 
o
yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada 
bitirdik.Hep
onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize 
rica
ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı 
sıraya
oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. 
Yine
aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki 
onsuz
hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha 
çok
seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü 
ortaokul
yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye 
geçtiğimiz
sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı 
evde
kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah\\\'ım o karar bize 
iletildiğinde
dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı 
duyguları o
da paylaşıyordu ve bunu fark eden ailelerimiz okul bittiğinde 
evlendirelim
diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah\\\'a şirk koşar 
gibi
günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha 
bırakma
demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne ! 
eğmiş,gülümsemiş ve
elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor 
okuldan
çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir 
elleri
terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her
yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek
gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya 
cennet
gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi 
de
bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç 
kırığımız
yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir
cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir 
çakıl
yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun
benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol 
oynayacağını
bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. 
Eli
yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört 
adım
atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de 
geride
kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin 
altında
kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim 
üzerine
kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o
görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi 
çırpınıyordu.Suratına
bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi
gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir 
şeyler
demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler 
demeye
çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir 
taş
suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit 
büyüklüğünde
bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan
yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım
başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize
damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye
yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse 
arabaya
almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni 
seviyorum,beni
bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir
çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme
döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.
Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni 
sevemez
korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde 
kalan
bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben
yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi
bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız 
olun
ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen...
acıklı resimler ile ilgili görsel sonucu

Aşk Ve Ölüm..

Aşk Ve Ölüm...! 

9.SINIF

Şuan dersteyiz.yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...



10.SINIF

Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadecearkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...




11.SINIF MEZUNİYET BALOSu

Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul etttimonu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. nedenini bilmiyorum ama kenmdimden çok utanıyorum...



Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu...




''Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu...''




Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorumgözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum....


Okudugunuz Zaman Gercekten Çok Değişik DUygulara kapılacaK Vede Bu Gercek yaşanmış Hikayenin İçinde Zannediceksiniz kendinizi...
aşk ve ölüm ile ilgili görsel sonucu

12 Ocak 2017 Perşembe

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.
‘Bitmeli dedi içinden’, Hergün bu tatsız uyanış bitmeli. Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekile giriyordu. Süratle giyinerek dışarı çıktı. Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, şimdide bekletmemeliydi. İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu. Genç adam gök yüzüne bakarak iç geçirdi; ‘Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı biliyor, onlar bile ağlıyor halimize’…
BULUŞMA VAKTİ
Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra karşıdan kız arkadaşının geldiğini gördü. Şimdi midesindeki ağrı dahada artmıştı.
Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar. Genç kız, sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti. Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını…
Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de oturdular. Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bişey söylemek istediğini. Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçırarak ‘Evet’ dedi. Genç kız heyecanlanmıştı, birazda sinirlenerek ‘Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi. Genç adam içini çektikten sonra ‘Sence biz nereye kadar gideceğiz?’ diye sordu. Genç kız,’ Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi. Genç adam söze başladı… ‘Birkaç ay önce akşam 23.00 sana telefon açıp senim için yazdığım şiiri okumak istemiştim. Sen bana’ Sırası mı şimdi canım yaa, işin gücün yok mu’ demiştin. Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmıştım. Daha sonra benden bu şiiri hiç istememiştin. Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sende gelmiş, Meral’in ‘sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ‘İşim yok da sana mı bakacağım, annen baksın’ demiştin. Hatırladın mı?
DUYGUSALLIĞI SEVMEM
Genç kız, ‘Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum. Hem hasta bakıcı gibi göründüğümü kimse söyleyemez’ diye yanıtladı. Genç adam güldü, ‘Evet canım haklısın. Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakıcı, hemşire falan olamazsın.’
Genç adam devam etti… ‘Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç…Hatta günün hiçbir saatine çekmedin. Duygusallığı sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanıdığımdan beri her sabah, her akşam, her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben akla kara gibiyiz. Genç kız anlamıştı, ‘Yani ne istiyorsun benden şair olmamı mı?’
Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü. ‘Hayır’ dedi, ‘Şair olmanı istemiyorum. Olamazsın da… Biz ayrılmalıyız. Ayrılsak ikimiz içinde en hayırlısı bu olacak.
Genç kız şaşırmıştı, ‘Neden ama? Ben seni seviyorum. Seninde beni sevdiğini sanıyordum.
Genç adam iç çekerek ‘Hayıt canım, sen beni sevdiğini zannediyorsun. Eğer beni sevseydin şimdi başka şeyler konuşurduk’ dedi.
Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek ‘Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyosundur…’ dedi.
Genç adam ‘Nasıl böyle bişey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi. Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları bu masada artık iki yabancıydı. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra genç kız, ‘Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı. Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam, ‘İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi. Birbirlerine son kez sarıldılar.
BEN DOĞRU YAPTIM
Genç adam doğru yaptığına inanıyordu. Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasına girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkıp işe gidecekti, uyumalıydı. Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı. Sabah 7’de saatin ziline uyandı. Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı. Yorgun olduğu için duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu;
Sadece onları sevmeyi sevdim
Hepsini onlarsız yaşadım da
Bir seni sensiz yaşayamıyorum
Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum
Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim
Ve seni severek öleceğim, elveda bir tanem…
Genç adam şaşırmıştı. Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın beşinde yazmıştı. Heyecanla onu aradı, telefonu yabancı bir ses açtı. Genç adam ‘ Nalan’la görüşebilir miyim?’ dedi. Ama karşıdaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de…Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu. Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini asmıştı……..

YIĞILIP KALDI
Genç adam beyninden vurulmuşa döndü. Bir gün önceki mide ağrısının iki katını çekiyordu şimdi. Olduğu yere yığılıp kaldı…
Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede. Doktorlardan biri diğerine karşıdaki hastanın durumunu soruyordu. Doktor yanıt verdi…’Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş. O günden sonra cep telefonunu hiç elinden bırakmamış. Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. Uyurken gönderdiği numarayı aradım. Numara 3 ay önce iptal edilmiş. Gelen mesajlarda bir şiir var. Bu adam duygusal mı bilmem ama benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş.