Ara

30 Nisan 2018 Pazartesi

Uykusuzluk nedir?

Uykusuzluk nedir?

Yatak odasının ses ve ışık yalıtımı iyi olmalı, içerde herhangi bir elektronik eşya bulundurulmamalıdır. Oda içerisinde bir buket gülün vazo içerisinde bulundurulması hem uykuya geçişi kolaylaştırır hem de hafızanın daha verimli olmasını sağlar.
Yatak odasında yasemin, gardenya ve lavanta bitkileri bulundurmak sağlıklı bir uyku için olumlu etki yapabilir. Papatya, sarı kantaron, kediotu, şerbetçiotu gibi bitkilerden elde edilen çaylar, rahat bir uyku sağlayabilir. Yalnız bu bitki çaylarını, uyku ilaçları ile birlikte kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Uyku öncesinde çay, kahve içmek yani kafein almak uykuya geçişi zorlaştırmaktadır, bu içeceklerin tüketiminin de geç saatlerde olmaması gerekir. Alınan tüm tedbirlere rağmen, uyku sorunu haftalar veya aylarca devam ederse profesyonel yardım almak gerekir.

Uyku bozuklukları

Uyum bozukluğuna bağlı uykusuzluk; genelde birkaç gece süren, uykuya dalmada veya uykuyu devam ettirmede problem yaşamadır. Bu uykusuzluk tablosu üç aydan daha kısa sürer. Genellikle heyecan veya stres altında oluşur. Erişkinler önemli bir iş toplantısı öncesinde veya bir aile bireyi veya yakın arkadaşı ile bir tartışma sonrasında sıklıkla kötü uyurlar. Gündelik hayatta bu şikâyetlere sıkça tanık olmuşuzdur.
İnsanlar evlerinden uzakta olduklarında uyku problemine sahip olma eğilimindedirler. Zaman dilimi ötesindeki yolculuklar (jet lag) da uyum bozukluğuna bağlı uykusuzluğa neden olabilir. Yatma vaktine yakın bir zamanda yapılan egzersizler (iki saat içinde) de bu tip bir uykusuzluğa yol açabilir. Çocuklar; özellikle sonbaharda, okulların açılmadan hemen önce, uykularında çok sık dönerler ve hareket ederler.
Stresli durum sona erdiğinde, ya da yaşanılan sorunlar düzeldiğinde uyku normale döner. Eğer uykusuzluk bir aydan daha uzun sürüyorsa bu durumda kronik bir uykusuzluk probleminden söz edilebilir.

Psikolojik Uykusuzluk Durumları

Eğer sağlıklı uyumanıza engel olacak bir gerilim ve kaygı ortamı varsa ve siz de bu nedenle bir kaç gündür kötü uyuyorsanız, o geceki uykunuzun da normal olmayacağını düşünerek endişeye kapılabilir, uyumak için daha fazla çaba harcayabilirsiniz.
Bu ise genellikle işlerin daha kötü gitmesine neden olur. Birkaç gece sonra, yatağa gitmeden önce yaptığınız bir takım şeyler size uyku sorunlarınızı hatırlatır. Pijamalarınızı giymek, ışıkları kapatmak ve battaniyenin altına girmek aniden sizin daha uyanık hale geçmenize neden olabilir. Bu arada ilginç durumlar da ortaya çıkar.
Örneğin yatağında normal uykuya dalmada problem yaşayan bir kişi, yatak ortamından uzaklaştıktan sonra koltukta ya da kanepede kitap okurken ya da televizyon izlerken uykuya dalabilir. Öğrenilmiş psikolojik uyku sorunları genelde çok sıkıntı oluşturmaz ve zamanla normal fizyolojik yatak uykusuna dönülebilir.

Fiziksel ya da psikiyatrik hastalıklara bağlı uykusuzluklar

Birçok tıbbi problem, uykusuzluğa neden olabilir. Bunlar içerisinde en çok karşılaştığımız psikiyatrik hastalıklar ve bu bozuklukların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlardır. Eğer psikiyatrik bir probleminiz varsa kötü bir uykuya sahip olursunuz. Rahatsızlığın altında yatan nedenler tespit edilerek yapılan tedavi, uykunuzu düzeltmede yardımcı olabilir.

Uykuda solunum bozuklukları

Bu konuda en çok gördüğümüz tablo, uykuda solunum durması hastalığıdır (uyku-apne sendromu). Bu hastalığın en sık belirtisi de horlamadır. Horlama, daha çok kilolu kişilerde görülür. Alkol alımı ve aşırı yorgunluk da horlamaya sebep olabilir. Uyku esnasında solunum durması, on saniyeden bir dakikaya kadar sürede olabilir. Uyku apnesi olan kişilerde beyin oksijenasyonu da normal olmayacağı için hafıza, öğrenme ve algılama fonksiyonlarında problemler ortaya çıkabilir.
Uykuda solunum durmalarının en önemli özelliklerinden biri de, gün içinde sürekli uykululuk hali yaşanması ve bazen ciddi tehlikelere neden olabilecek ani uyuklamaların oluşabilmesidir. Böyle kişiler bazen kırmızı ışıkta araç dururken bile direksiyon başında uyuyabilirler. Hatta kazalara sebebiyet verebilirler. Uyku apnesi olanlara uyku testi (polisomnografi) yapılarak, tablonun değerlendirilmesi gerekir. Aşırı durumlarda, uyku süresince solunum yolunu açık tutarak, apneyi önleyen çeşitli cihazlardan yararlanılabilir.

Uykuda hareket bozuklukları

Bu başlık altında en çok dikkati çeken huzursuz bacak sendromudur. Kişi tam uykuya dalarken ya da henüz uykunun başında veya uykunun herhangi bir bölümünde ani kol ve bacak atmaları ile uykudan uyanır. Bir süre uyumak için çabaladıktan sonra, uyku aşamasına geçmeyi başarır. Fakat sonrasında şiddetli kol, bacak hareketleri ile yeniden uyanır. Gece boyu bu döngü tekrarlanır. Kişi bir türlü huzurlu ve deliksiz uyuyamaz. Sabah da tam dinlenmemiş olarak kalkar.
Genelde daha çok bacak hareketleri şeklinde olur. Kişi şiddetli bacak hareketi ile uyanır. Hatta bu esnada yaralanmalar bile olabilir. Neyse ki günümüz tıp teknolojisinde huzursuz bacak sendromunu ilaçlarla tedavi etmek mümkün olabilmektedir. Kan, demir seviyesindeki düşüşler huzursuz bacak sendromuna neden olabilir. Bu yüzden, bu tip rahatsızlıklarda mutlaka serum demir seviyesi araştırılmalıdır.

Uykuda diş gıcırdatma

Diş Gıcırdatma (Bruksizm) yaşanılan streslere karşı bir türlü gevşeyemeyen ve bilinçaltındaki olumsuz enerjinin tam boşaltılamadığı durumlarda görülür. Kişi uykunun non-REM dönemlerinde yani bedensel dinlenmenin olması gereken kısımlarında sürekli diş gıcırdatır. Ancak rüya görüyorsa, diş gıcırdatması kesilir. Rüyadan sonra devam eder. Bazen öylesine şiddetli olur ki, kişilerin bir iki senede bir, tüm dişlerini yeniden yaptırmaları gerekebilir. Böyle ağır durumlarda gevşetici, rahatlatıcı ilaçlar ya da ağız içi diş koruyucu aletler uygulanabilir.

Kaliteli bir uyku için…

Psikolojik açıdan iyi olma hali ve fizyolojik açıdan sağlıklı olmak, uyku düzeni için kuşkusuz ki en önemli faktörlerdir. Gündelik hayatını sürdürmek için gerekli enerji, uyku sırasında toplanır. Yatak odasının ses ve ışık yalıtımı iyi olmalı, içerde herhangi bir elektronik eşya bulundurulmamalıdır. Oda içerisinde bir buket gülün vazo içerisinde bulundurulması hem uykuya geçişi kolaylaştırır hem de hafızaya yardımcı olur.
Yatak odasında yasemin, gardenya ve lavanta bitkileri bulundurmak sağlıklı bir uyku için olumlu etki yapabilir. Papatya, sarı kantaron, kediotu, şerbetçiotu gibi bitkilerden elde edilen çaylar, rahat bir uyku sağlayabilir. Yalnız bu bitki çaylarını, uyku ilaçları ile birlikte kullanmaktan kaçınılmalıdır. Uyku öncesinde çay, kahve içmek yani kafein almak uykuya geçişi zorlaştırmaktadır, bu içeceklerin tüketiminin de geç saatlerde olmaması gerekir. Alınan tüm tedbirlere rağmen, uyku sorunu haftalar veya aylarca devam ederse profesyonel yardım almak gerekir. Unutulmamalıdır ki, günümüz tıp teknolojisinde çözümsüz sorun yoktur.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Okulların açılmasına 39 gün! (Lise tavsiyeleri)

1- Sınıfa girdiğinizde orta sıralara oturun. Sırada oturan başka birisi var ise izin isteyin.
2- Lise 2-3 lerle takılmayın. Lise 4 tekiler lisenin en olgun öğrencileri olduğu için size dost muamelesi yapacaktır.
3- Kızlarla iyi geçinin.
4- El şakaları yapanlara tepkini koyun. [devamı gelir. (Herkes bu konuda uyarıyor.)]
5- Kimseyle gereksiz yere kavga etmeyin çıkışta toplanır gelirler. (özellikle de 2-3'ler.)
6- Kendi yaşıtlarınızla takılın.
7- İlk gün teneffüse çıkmayın. Sizinle tanışmak isteyenler olacaktır.
8- Kimseye dik dik bakmayın.
9- Yapılan esprilere kahkaha atmayın. (Gülümseyin sadece.)
10- Fazla paranızın olduğunu belli etmeyin (özellikle de yatılı lisede.)
11- Öğretmenler sizle tanışmak için ayağa kaldırabilir. Takılmadan daha önce ne konuşacağınızı tasarlayarak konuşun. Fazla özele girmeyin)
12- Öğretmen sizden birşey istediği zaman yapmam ya da kaş göz işareti yapmayın.
13- Kendinizi küçük düşürecek hareketlerden kaçının.
14- Utangaç olmayın.
15- ''Sıra arkadaşlarınız ileride sizin en iyi dostlarınız olacaktır.''
16- Gözlem yapın. Cıvık davranmayın.
17- Oturduğunuz sıranın yakınlarında başkaları var ise 'merhaba' diyin.
18- Kimseye el kol şakası yapmayın.
19- Kızlara ayrı erkeklere ayrı muamele yapmayın. Adınız çıkabilir.
20- Her tuzum var diyene koşmayın. Siz hıyar değilsiniz. Gelen aşk tekliflerini red etmesini bilin.
21- Sosyal aktivatelere katılın.
22- Okuyacağınız lisenin Facebook Twitter gibi öğrenci sayfalarına girin. Ve sizin gibi 9. sınıf okuyacaklarla tanışın.
23- Bir düşüncede tavrınızı koyun.
24- Özenti olmayın.
25- Dedikodu yapmayın.
26- Herkesle iyi olun ama herkesle dost olmayın.
27- Muhattap olunacak arkadaşları bilin.
28- Günde 1 saat tekrar yapın.
29- Kimsenin kalbini incitmeyin. Sonuçta 4 yıl aynı sınıfta okuyacaksınız.
30- Eve mümkünse ilk gün 2-3 arkadaş beraber gidin.
31- Kendiniz olun.
32-Ne ezin, ne de ezilin.
Ben de 9. sınıfa geçtim zamanında ve abartılacak birşey yok. 

30 Mayıs 2017 Salı

Ramazan geldiii,HOŞ GELDİİ :)

Ramazan ayı nedir?

Ramazan ayı, ay takvimine (aya göre hesaplanan) göre, dokuzuncu ayın adıdır.
Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü kutsal kitabımız Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Kur'an'da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen "kadir gecesi" yine bu ay içinde kutlanır. Ayrıca İslam'ın temel ibadetlerinden olanoruç da bu ayda tutulur. Bu nedenle Ramazan ayı, Müslümanlar için en kutsal aydır ve ona "on bir ayın sultanı" denilmiştir.

Ramazan da Kur’an-ı Kerimin yeri

Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden birisi, Kutsal kitabımız olan Kur’an’ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Allah Kur’an’da ” Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ın indiği aydır. “(Bakara suresi, ayet 185) buyurmuştur. Kur’an’, Allah tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur’an insan için hayati değer taşır. Kur’an okumak bir ibadettir.
Peygamberimiz Allah’ın bildirdiği görev ve sorumluluklarımızı sıkça hatırlamamız için Kur’an’ı çok okumayı teşvik etmiştir. Müslümanlar, ramazan ayında Kur’an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur’an’dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur’an’ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna hatim denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir.
Kur’anıkerim, ramazan ayının Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Kadir gecesi ramazan ayının 27. gecesi olarak bilinir. Yüce Allah Kadir Gecesi’nin “Bin aydan daha hayırlı” olduğunu haber vermiştir. Peygamberimiz de “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari) buyurarak, bu gecenin önemini belirtmiştir.
RAMAZAN'DA SAHURA KALKMADAN ORUÇ TUTULUR MU?
Günlerin uzun olması ve yorucu iş hayatı nedeniyle Ramazan'da Oruç tutanlar "sahura kalkmadan" oruç tutulurmu sorusunu sormaya başladılar. Diyanet yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi: "Sahura kalkmamak 'günah' değil. Ama sahur'a kalkmak ve sahur yapmak çok büyük sevap" denildi. Sahur'da bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmanın iyi olacağı söyleniyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
 
"Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam ederler. Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua eder."

18 Mayıs 2017 Perşembe

Kitap okumayı neden sevmeliyiz?

Ülkemizde kitap okuma oranı çok düşük peki ya neden?

Türkiye olarak milletçe kitap okuma konusunda sıkıntılarımız var. Bunun birçok sebebi bulunuyor, buna daha sonra değineceğim. Ülkeler arasında yapılan istatistiklerde kitap okuma oranlarında çok gerideyiz. Yıllık kitap okuma ortalamalarını kısaca hatırlarsak;
  • Bir Japon 25 kitap
  • Bir İsviçreli 10 kitap
  • Bir Fransız 7 kitap
  • Türkiye’de ise 6 kişi 1 kitap okuyor.
Kitap okumak bence insanı gerçek dünyadan uzaklaştıran bir şey. Ne yazık ki çoğu insan bunun farkına varamıyor.

Okumayan bir insanın günlük kelime haznesi 200 civarı deniliyor. Yani bu insan 200 farklı kelimeyle gününü geçirebiliyor ve bundan rahatsız olmuyor. Bazılarına dikkat edin, cümle kurarken bile zorlanır, hep aynı kelimeleri tekrar eder vs. Kelime haznemizi geliştirmek için mutlaka kitap okumamız lazım. Aksi takdirde güdük bir Türkçe’yle hayatımızı idame ettirmeye devam ederiz

Aslında sözün kısası kitap okumayı sevmiyoruz. Kitabın bize neler kazandıracağının farkında değiliz. Kitap okumayı kahvaltı yapmak, işe gitmek, araba sürmek gibi günlük rutin olarak yaptığımız işler gibi görmediğimiz sürece ve kitap okumanın insana verdiği hazzı tatmadığımız sürece  ne söylesek, ne kadar yazsak boş. Bunu başarabilen ve bu tadı alan insan ömrü boyunca kitaplardan ayrılmaz zaten.

Bilgiye ulaşmanın en sağlıklı yolu kitap okumaktır.Ancak öyle öğrenebilirsin.



PEKİ YA KİTAP OKUMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Kitap okumak insanoğlunun kişisel gelişimini elde eden mühim etkenlerden biridir. İnsanın fikir yapısını, hayal dünyasını geliştirir; sözcük dağarcığını arttırır, insana informasyon ve birikim kazandırır. Okumak, kişiyi öğrenmeye götürmüş olan en başlı informasyon deposudur. İnsan için en kolay ve en etkili öğrenme yolu kitap okumaktır. Gelişmiş ülke toplumları, haiz oldukları bilgilerin % 55’ ini kitap okuma kanalıyla kazanmıştır. Gelişmemiş ülkelerin çoğunun karşılaştıkları sorunların temelinde ise eğitimsizlik ve kitap okumamak yatar. Gelişmemiş ülkelerde yaşam devam eden kişiler, kitap okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğu zaman kendilerine yarar sağlamayan işlerle harcamaktadırlar.
Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi bir geleceğe doğru koşan insanoğlu olacaktır. Kendisini yetiştirmiş, okuyan fertlerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın imtihan hazırlığına da katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını oldukça iyi değerlendirebilen öğrenciler öteki öğrencilere göre oldukça daha başarıya ulaşmış olmaktadırlar.
Kitaplar yardımıyla kimi zaman uçan bir halıya biner, bilmediğimiz diyarlara seyahat ederiz; yeni arkadaşlıklar kurar, kimi zaman hüzünlerimizi kimi zaman neşemizi bu yeni arkadaşlarla paylaşır, asla tanımadığımız evlere konuk oluruz. Tarihin sayfalarında koşar adım dolaşır; destanlara, trajedilere tanıklık ederiz. Geçmişin elem verici vakalarını değiştirmeye gücümüz yetmese de geleceğimizi kitaplardan edindiğimiz tecrübelerle inşa ederiz.
Bunların hepsini yapmak kitaplarla, okumayla olur. Ancak Türk milleti olarak nedense okumuyoruz. Yapılan araştırmalar bu gerçeği fazlaca çarpıcı bir halde ortaya koyuyor. Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, bir İsveçli yılda 10 kitap okuyor, bir Fransız yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor.

Kitap okumanın önemi bilmemize rağmen, neden az kitap okuyoruz?


Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 senesinde yaptırdığı bir ankete gore insanımızın okumama sebepleri oran olarak şöyledir:

  1. Kitap okuma alışkanlığının olmaması: % 50,2
  2. Yeterince vakit bulunamaması: % 16,6
  3. Boş zamanlarında yoğun olması: % 10,6
  4. Tv, video ve beyaz perdenin tercih edilmesi: % 10,5
  5. Kitap fiyatlarının yüksek olması: % 4,6
  6. Dersleri sebebiyle okuyamama: % Ü,4
  7. Diğer sebepler: % 1,9
  8. Cevap yok: % 2,27 7
Hâlbuki informasyon çağı içerisindeyken, eğer Türk toplumu dünya üstünde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. Ancak bu tarz şeyleri gerçekleştirdiği süre gelişecek, çağdaşlaşacak ve yeryüzünde yine ecdadına lâyık olduğu yeri alacaktır.
Şimdi, eğer yaradılış nedenini bilmek, üç boyutlu dünyanın dördüncü boyutunu görmek, madde âleminden sıyrılıp içsel âleme ulaşmak; iyiliği, güzelliği, doğruluğu keşfetmek istiyorsan okumalısın.Karanlığın ürkütücülüğünden, ayazından kurtulup aydınlığın içini serinleten sahillerinde yürümek istiyorsan okumalısın.
Kitap okumak insanı dertten,sıkıntıdan,her şeyden bir anlık olsa bile unutturur.Kitap okurken kendini kitaptaki karakterin yerine koyarsın sanki bir anda o olursun. En kötüsü ise kitap bitince etkisinde kalırsın.. Dersinki keşke kitabın devamı olsa.. Hatta o kadar çok seversin ki başkası okusun diye vermezsin bile.
KİTAP OKUMAYI SEVMELİYİZ..



14 Mayıs 2017 Pazar

ANNELER GÜNÜ NEREDEN ÇIKTI? ANNELER GÜNÜ TARİHÇESİ
Tarihteki ilk anneler günü kutlamaları, antik Yunan’da, tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarına dayandırılabilir. 1600’lerin İngiltere’sinde “Anneler Pazarı” kutlanırdı.

“Lent” adı verilen ve Paskalya’nın 40 gün öncesinden başlayan sürecin dördüncü pazarında kutlanılan “Anneler Pazarı” ile, bütün İngiliz anneler onurlandırılırdı.

O zamanlar yoksul İngilizlerin çoğu, varlıklı ailelerin yanında hizmetçilik yapmaktaydı. Çalıştıkları evler çoğunlukla kendi evlerinin çok uzağında kaldığından, hizmetçilerin işverenlerinin yanında yaşamasına izin verilirdi. “Anneler Pazarı”nda hizmetçilere izin verilir, evlerine gidip günü annelerinin yanında geçirmeleri teşvik edilirdi.

“Anneler Pastası” denilen özel bir pasta, bu kutlamayı daha da özel kılardı.


Hıristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasıyla kutlama biçim değiştirerek “Kilise Ana” kutlamasına dönüştü. Kendilerine hayat veren ve kötülüklerden koruyan gücün “Kilise Ana” olduğuna inanılırdı. Zamanla kilise festivali ile “Anneler Pazarı” kutlamaları karıştı ve insanlar, kiliseyle birlikte annelerine de şükranlarını sunar oldular.
BARIŞA ADANAN BİR GÜN
ABD’de Anneler Günü ilk defa 1872’de Julia Ward Howe tarafından, barışa adanan bir gün olarak önerildi. Bayan Howe her yıl Boston’da Anneler Günü kutlamaları organize etti.

1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis adında bir kadın, ulusal bir Anneler Günü için kampanya başlattı. Bayan Jarvis, West Virginia eyaletinde annesinin bağlı olduğu kiliseyi, annesinin vefatının ikinci yıldönümü olan mayısın ikinci pazarında, Anneler Günü’nü kutlamaya ikna etti. Ertesi yıl Anneler Günü, bütün Philadelphia’da kutlanmaya başladı.
1914’TE RESMİ AÇIKLAMA GELDİ
Bayan Jarvis ve onu destekleyenler bakanlara, iş adamlarına ve politikacılara, ulusal bir Anneler Günü ilan edilmesi için dilekçeler yazmaya başladılar. 1911’de arzuları gerçekleşti ve Anneler Günü tüm eyaletlerde kutlanır oldu. Başkan Woodrow Wilson, 1914’te resmi bir açıklama ile Anneler Günü’nü ulusal tatil ilan etti. Böylece Anneler Günü’nün, her yıl mayısın ikinci pazarında kutlanmasına karar verilmiş oldu.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde Anneler Günü’nün farklı tarihlerde kutlanmasına karşın, Danimarka, Finlandiya, İtalya, Türkiye, Avustralya ve Belçika’da Anneler Günü mayıs ayının ikinci pazarında kutlanmaktadır.





ZAMANLA ANNELER GÜNÜ BİR ÇOK ÜLKEYE YAYILDI.ANNELER GÜNÜ İLE BİR ÇOK ŞİİR YAZILDI BUNLARDAN BAZILARI;
ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!..

BUNA BENZER ŞİİRLER YAZILDI.
Anneler günü nedir ile ilgili görsel sonucu
ANNELER ÇOCUKLARI İÇİN HER ŞEYİ YAPAR. ONLAR NE PAHASINA OLSAN ÖLENE KADAR BİZİ KORUYAN BİZİ SEVEN BİZİ BÜYÜTEN BİR MELEKTİR. BÜTÜN ANNELERİN VE ANNE ADAYLARININ ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. :) 







     HEYY! PEKİ YA SEN BU ANNELER GÜNÜNDE ANNENE NE ALDIN?





ANNELER GÜNÜ ile ilgili görsel sonucu




13 Ocak 2017 Cuma

Sanalika Nedir?

Sanalika, Oyun Stüdyosu tarafından geliştirilmiş, sanal bir dünya üzerine kurulu büyük bir sosyal ağdır. Tamamen Türkçe olan Sanalika kullanıcılarına dünya’dan haberler sunabilmekte, kullanıcılarına çoklu oyun oynama imkanı sunabilmekte ve çeşitli sosyal etkinliklerle gerçek hayatta yapılabilecek pek çok şeyi bilgisayar başından yaşama şansı sunabilmketedir.




Sanalika’ya www.sanalika.com adresinden ya da facebook üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sanalika’da Klankk isimli Rock Bar’a gidebilir, Monitte’de house müzik dinleyebilir, Olimpost’a kendinizi doğaya bırakabilirsiniz. Kendi evinizi satın alıp dilediğiniz gibi dekore edebilir ve arkadaşlarınızı evinize davet edebilirsiniz. Sürekli olarak devam eden konserlere katılabilir konser heyecanını bilgisayarınızdan yaşayabilirsiniz. Kendi karakterinizi oluşturup dilediğiniz gibi kendinizi ifade edebileceğiniz Sanalika’da sanat galerileride bulunmakta.

Sanalika güvenlik önlemleri


Sanalika oyunu tek başına oynanan bir oyun olmadığı için oyunda çeşitli güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyordu. Sanalikada aşağıdaki güvenlik önlemleri bulunmaktadır;
1. Otomatik Olumsuz içerik Filtresi
2. Şikayet Sistemi
3. Kullanıcı Engelleme
4. Online Editör Denetimi
5. Aile Koruma Programı
6. Cep Telefonu ile Üye Onayı
7. 18 yaş altı kullanıcılar için Ebeveyn Onayı
SANİL VE DİAMOND NEDİR?

Sanil ve diamond, Sanalika’da sunulan ürün ve hizmetlerden yararlanmanızı sağlayan Sanalika puanıdır.
Sanalika; dünyada olan bitenleri takip ederek, bunları kullanıcılarıyla paylaşan ve istenildiği gibi yaşanılmasına olanak sağlayan çok büyük bir sosyal ağdır.

Sanalika'da kendinizi istediğiniz tarzda ifade edebilir, özel ve çoklu oyuncularla oynanabilen oyunlar sayesinde eğlenceli vakit geçirebilir, farklı yaşam alanlarından olan insanlarla tanışabilir, Sanalika içinde bulunan çeşitli mekanlarda (bar, disko, sinema salonu, vb.) etkinliklere katılabilirsiniz. Sanalika, şu anda gerçek hayattaki aktivitelerinizi birebir yaşayabileceğiniz en detaylı sanal yaşam alanıdır. Bu özelliklerle Sanalika emsallerinden ayrılmakta ve size bambaşka bir sanal hayat deneyimi sunmaktadır.
Binlerce yeni arkadaşla tanışmaya, arkadaşlarınızla beraber eğlenceli çoklu sanal oyunlar oynamaya, bambaşka bir sanal dünyayı, Sanalika'yı keşfetmeye hazır mısınız?
sanalika ile ilgili görsel sonucu
YÖNETMENLİK MESLEĞİ
Yönetmenlik Mesleği Nedir?
Sanalika üzerinden videolar çekip bu mesleğe layık olan kişiler Sanalika'nın resmi yönetmeni olur. Bu mesleğe sahip olanlar Sanalika Medya Merkezi toplantı odasına girebilmektedir. Yönetmenlerin filmleri Fethiye Sineması'nda yayımlanır. Sanalika yönetmenleri özel kafa üstü klaket sembolünükullanabilirler, profillerinde ise yönetmen kartları bulunmaktadır. 
Nasıl Yönetmen Olabilirim? 
Belirli zamanlarda yönetmenlik seçimleri düzenlenir. Bu seçimlerde başvurunuz onaylanır ise Resmi Sanalika Yönetmeni olursunuz. Adaylık sürecinde yeni filmler çekerek kendinizi geliştirebilirsiniz.

Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?

Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 yönetmen bulunmalıdır. Oyun içerisinde ceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız yönetmen olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içerensözcükler paylaşmamalıyız.
Şuan Yönetmenlik Seçimi var mı?
Şuan yönetmenlik seçimi bulunmamaktadır.
Gazetecilik Mesleği
Gazetecilik Mesleği Nedir?
Sanalika hakkında gazeteler yazıp bu mesleğe layık olan kişiler Sanalika'nın resmi gazetecisi olur. Bu mesleğe sahip olanlar Sanalika Medya Merkezi toplantı odasına girebilmektedir. Gazetecilerin gazeteleri 1. Cadde'de bulunan Tahsin Ağabey'de yayımlanır. Sanalika gazetecileri özel kafa üstü gazeteci sembolünü kullanabilirler, profillerinde ise gazeteci kartları bulunmaktadır. 
Nasıl Gazeteci Olabilirim? 
Belirli zamanlarda gazetecilik seçimleri düzenlenir. Bu seçimlerde başvurunuz onaylanır ise Resmi Sanalika Gazetecisi olursunuz. Adaylık sürecinde yeni gazeteler yazarak kendinizi geliştirebilirsiniz.
Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?
Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 gazeteci bulunmalıdır. Oyun içerisinde ceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız gazeteci olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içeren sözcükler paylaşmamalıyız.
Şuan Gazetecilik Seçimi var mı?
Şuan gazetecilik seçimi bulunmamaktadır.
Sanatçılık Mesleği
Sanatçılık Mesleği Nedir?
Sanalika hakkında resimler çizip bu mesleğe layık olan kişiler Sanalika'nın resmi sanatçısı olur. Bu mesleğe sahip olanlar eğer açılırsa Sanalika Kültür Merkezi toplantı odasına girebilecektir. Sanatçıların resimleri Belediye Binası'nda bulunan Sergi Salonu'nda yayımlanır. Sanalika sanatçıları özelkafa üstü palet sembolünü kullanabilirler, profillerinde ise sanatçı kartları bulunmaktadır. 
Nasıl Sanatçı Olabilirim? 
Belirli zamanlarda sanatçılık seçimleri düzenlenir. Bu seçimlerde başvurunuz onaylanır ise Resmi Sanalika Sanatçısı olursunuz. Adaylık sürecinde yeni resimler çizerek kendinizi geliştirebilirsiniz.
Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?
Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 sanatçı bulunmalıdır. Oyun içerisinde ceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız sanatçı olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içeren sözcükler paylaşmamalıyız.
Şuan Sanatçılık Seçimi var mı?
Şuan Sanatçılık seçimi bulunmamaktadır.
Süvarilik Mesleği
Süvarilik Mesleği Nedir?
Sanalika Süvarilerinin başlıca görevi Sanalika'da güvenliği sağlamaktır. Oyun kurallarına uymayan, argo ve rahatsız edici konuşan oyuncuları uyarır ve gerekiyorsa cezalandırabilirler. Süvarilerin profillerinde süvari kartı bulunmaktadır. 
Nasıl Süvari Olabilirim? 
Belirli zamanlarda süvarilik seçimleri düzenlenir. Süvariler tamamen gönüllü ve daha iyi bir Sanalika isteyen Sanalikacılardan oluşur. Oyun içerisindeceza yemeniz ve argo kullanmanız kısacası Sanalika kurallarına uymamanız süvari olma şansınızı azaltır. Bunun için Sanalika kurallarına dikkat etmeli, argo/küfür içeren sözcükler paylaşmamalıyız.
Seçimlere Başvurmak İçin Neler Gereklidir?
Seçimlere başvurmak için arkadaş listenizde en az 2 süvari bulunmalıdır.
Şuan Süvarilik Seçimi var mı?
Şuan Süvarilik seçimi bulunmamaktadır.
Oyunculuk Mesleği Nedir? 
Yönetmenlerin filmlerinde oynamaları için seçtiği kişiler Sanalika'nın Resmi Oyuncusu olur. Bu mesleğe sahip olanlar Plato Adası'na girebilmektedir. Oyunculuk mesleği bir nevi Diamond Club üyeliği gibidir, süresi 6 aydır. Oyuncuların profillerinde oyuncu kartı bulunur.
Nasıl Oyuncu Olabilirim? 
Yönetmenlere kendinizi tanıtarak oyuncu olabilirsiniz. Eğer kendinizi tanıttığınız yönetmen sizden etkilenir ise sizi oyuncu olarak seçer. 
Şuan Oyuncu Alımları var mı?
Şuan oyuncu alımları bulunmamaktadır.





Acıklı bir hikaye..

Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları 
yazarken
gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana 
göre
değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman 
hep
ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak
istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen 
yazılı
satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış
diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak 
babamın
tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy 
okulunda
okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam
okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa
verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya 
oturmak
istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya 
oturdum.Hayatımı
adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi 
Altınay
idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi
gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım
notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik 
yaşımda
ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe 
onsuz
tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o 
bize
geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha 
o
yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada 
bitirdik.Hep
onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize 
rica
ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı 
sıraya
oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. 
Yine
aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki 
onsuz
hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha 
çok
seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü 
ortaokul
yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye 
geçtiğimiz
sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı 
evde
kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah\\\'ım o karar bize 
iletildiğinde
dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı 
duyguları o
da paylaşıyordu ve bunu fark eden ailelerimiz okul bittiğinde 
evlendirelim
diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah\\\'a şirk koşar 
gibi
günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha 
bırakma
demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne ! 
eğmiş,gülümsemiş ve
elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor 
okuldan
çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir 
elleri
terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her
yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek
gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya 
cennet
gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi 
de
bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç 
kırığımız
yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir
cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir 
çakıl
yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun
benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol 
oynayacağını
bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. 
Eli
yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört 
adım
atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de 
geride
kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin 
altında
kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim 
üzerine
kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o
görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi 
çırpınıyordu.Suratına
bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi
gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir 
şeyler
demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler 
demeye
çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir 
taş
suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit 
büyüklüğünde
bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan
yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım
başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize
damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye
yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse 
arabaya
almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni 
seviyorum,beni
bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir
çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme
döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.
Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni 
sevemez
korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde 
kalan
bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben
yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi
bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız 
olun
ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen...
acıklı resimler ile ilgili görsel sonucu